pinarozek:

Backstageli

Video: Barış İleri
Model: Gamze Türkmen
Special Thanks: Gözde Uluğ

Portfolyo

ozekpinar:

Artık fotoğraflarımın büyük kısmını buradan paylaşıma geçiyorum arkadaşlar. Burada yazılar, çizimler derken karıştı epey. Portfolyom şöyle ayrı bi’ köşede dursun dedim.

Artık kolumda.

Artık kolumda.

Kendimi en ait hissettiğim yeri buluşumla aslında hiçbir zaman ait olmayacağım yer olduğunu anlayışım arasında kaç gün geçtiyse, hepi topu o kadar gün huzur duydum sanırım uzun zamandır. Sonrası yine gözyaşı sancıları. Aynada kendime bakamayışlar. Rakı içmeye bile mecal bulamayışlar. Her ezgide dolan gözler, her sessizlikte yoklayan depremler. Bir de üzerine çeşitli kaygıların yarattığı bilinmezlikler olsun, en hokkalı biçimde geleceği sezinlenen dost kazıkları olsun, mide bulantılarına sebep olan kötü hisler olsun… eklenince; bu durup durup isyan etmeler kaçınılmaz oluyor. Alıp başımı gideyim diyorum, imkanlar bir cam kenarını bile dahiline alamıyor. Ve ben oturup ne adam akıllı derdimi anlatabiliyorum ne de yazabiliyorum. Zaten yazıldığı gibi okunmayan hisleri telaffuz edemiyorum.

(206 kez oynatım)

Yanım boşken kafamın dolu oluşuna içerliyorum.

Kararlı bir biçimde doğan günler gecelere dönerken; aslında yıldızlar dilsiz. Anlıyorum. Her saat başı akrep bir kez donuyor. Yelkovan çok kez. Her kış bahara dönüyor, her mavi yeşile. Anlamıyorum.

Duvarları geçirgen bir evdeyim. Işığa duyarlı oluşum yüzünden ışığı kapatmadan uyuyamadığım gecelerden birinde. Bak şu köşede duruyor tüm yaşanmamışlıklar. Biraz yıldızlı gökyüzü ve ağaçlar çiçeklenmiş. Bu havalar da mahvetmez aslında insanı. 

Sevdikçe mahvoluyorken insanlar mesela ben boşuna maviyi sevmedim. Seninse mavi olup olmadığını bir türlü kestiremedim. Belki de bu yüzden en zamansız biçimde yanına gelip sarılmaya cesaret edemedim. Doğru cümleyi bulsam içimden geçenleri yüksek sesle de söyleyebilirdim, söyleyemedim. Belirtisiz öznesini hiç bulamamış bir hayatın sahibi olmadığımı varsayarsam, hiç sevilmemiş olduğum gerçeğini de inkar edebilirdim, edemedim.

Ben bekledim, sen gelmedin.

Portfolyo

Artık fotoğraflarımın büyük kısmını buradan paylaşıma geçiyorum arkadaşlar. Burada yazılar, çizimler derken karıştı epey. Portfolyom şöyle ayrı bi’ köşede dursun dedim.

(20 kez oynatım)

Çamaşırlar kirli, gelirken bi’ kalıp sadakat al.
Maviye çalan gökyüzü altında asıp kurutalım gecmişlerimizi.
Sen rakımı söylersin, ne kadar yüksekteyiz, bilmeliyiz.
Bense kesecek kavun bulamazsam rakının yanına
İki dilim Müzeyyen ikram ederim.
Buzları da kırarız elmacık kemiklerimizi göstererek.
Seni uğurlarken arayacak bir taksı durağım yoksa bile
Çift sesle bağırdığımızda duyacak taksiler vardır belkide.
Yoksa da bir yer açarım elbet göğüs kafesimde.
Ama dedim ya, camaşırlar kirli.
Yumuşatıcı gözüne de birazcık umut lazım.
Gelirken alıver, unutma.

Gölgemi adımlayan huzursuzluklar eşliğindeyim.                                                    Yön: ses izleri.Adımlarımı sayıyorum içimden. Hızlanıyorum.Elektrik direkleri yalnız ve endişeli.Çarparsam düşerim.Sendeliyorum ve bu koku.Sulu karlar yağıyor, geçirgenliğimden içime işliyor.                                                   Hava: öpüşmelik.Bir şey beliriyor; biraz ses, biraz sis gibi.Dikkatim dağılıyor, çarpıyorum.Dağılmıyorum; ama düşüşümü hissediyorum.                                         Saat: zifiri karanlık.

Gölgemi adımlayan huzursuzluklar eşliğindeyim.
                                                    Yön: ses izleri.

Adımlarımı sayıyorum içimden. Hızlanıyorum.
Elektrik direkleri yalnız ve endişeli.

Çarparsam düşerim.
Sendeliyorum ve bu koku.
Sulu karlar yağıyor, geçirgenliğimden içime işliyor.
                                                   Hava: öpüşmelik.

Bir şey beliriyor; biraz ses, biraz sis gibi.
Dikkatim dağılıyor, çarpıyorum.
Dağılmıyorum; ama düşüşümü hissediyorum.
                                         Saat: zifiri karanlık.

Hindiba – Bu Şehirden (43 kez oynatım)

Sıkıştım. Hiçbir elin uzanıp kurtaramayacağı köşeye. En dar köşeye. Üzerime yüklenen sorumluluklar, uygulanan yaptırımlar, bilinmezliğin artması ve önceliklerimi hiçe saymak zorunda kalışlarımdan sıkıldım.

Bir hayat yaşıyorum, adı ”benim hayatım” olan; ama kimsenin ”benim ne istediğimi” sormadığı. Yapmam gerekenlerı yapıp şimdi ne yapmalıyımı sorgulamam gerekirken; yapılması gerekenleri yapıp şimdi sırada ne var demekten yoruldum. Elimi attığım her şeyi yerine geri bırakmak zorunda kalmaktan yoruldum. Bir şeyleri ya geçiştirmekten ya da ertelemekten yoruldum. Yönümü kaybetmekten yoruldum.

Planladığım, hayal ettiğim şeyler için bir adım bile atamayıp onları içimde taşımak ağır geliyor artık. Bir alımlık nefes bile bulamadığım bu şehrin havası ağır geliyor. Bi’ adama tutunayım diyorum; içimden geçenlerin elimden gelmediği gibi o da gelmiyor bana. Bu kez bazı hisler de ağır geliyor.

Sonra yağmur bile arınmama yetmiyor.
Yağmur bile ağır geliyor. 
Kımıldayamıyorum.

Mutsuz Punk’ı çizdim.

Mutsuz Punk’ı çizdim.

400 iso / 1600 iso Shooting Technique

Müzik getirdim.

Müzik getirdim.

Kış geldi ve bu kez hiçbir şey düzelmedi.

Kış geldi ve bu kez hiçbir şey düzelmedi.