(78 kez oynatım)

Bir sonbahar günü sevmekten bahsediyorum sana. 
Sert geçecek bir kışa hazırlanırcasına çok sevmekten. 

Hiç duyamayacak bir çocuğa inatla bir enstürmanı çalar gibi 
Hiçbir maviye bu sonbahar sarının değmeyeceğine inanır gibi
Ses tellerine tütünler doldursa diyorum rüzgar içmek isteyecek gibi
Başka sokaklarda yürüsek de birbirimize sapalım diye dua edecek gibi Dinsiz bir inana dua ettirecek kadar sevmekten işte. 

Şu kıyaya paralel uzanan dağlar var ya hani, siktir edelim diyorum onları.
Denize paralel sevgiler yaşamak için çok geç kalmamışızdır belki de.
Karların yüreklerimizdeki boşluğu doldurmaya hazırlandığı bu mevsim
tam da zamanıdır en zamansız sevgilerin.

Bir sonbahar günü sevmekten bahsediyorum sana.
Ben susarsam en çok sonbaharda duyulurum oysa.
Sen bu sessizliğin dilini bilmiyorsun.

(22 kez oynatım)

Ağzımda biriktirdiğim tüm kelimelerin bekaretini bozmak istediğim anlara inat, öldüm.

Şimdi öldüğüm yerden başla anlatmaya. Nefesimi dinler gibi yap. Solmuş tenimde açtığın yaraları ara. 
Bilirim, bulamazsın.
Sen dur.

Göğüs boşluğuma saplandığın yerden başlayayım anlatmaya. Yorgun yüzünde yer etmiş acıları ezbere bilirim nasılsa. Tek tek dokunayım izlerine.
Bilirim, hissetmezsin.
Boşuna.

"Parmak uçlarım tanımak istiyor seni" temalı karalama.

"Parmak uçlarım tanımak istiyor seni" temalı karalama.

Bugün göğe Turgut Uyar için bakalım.

Bugün göğe Turgut Uyar için bakalım.

(133 kez oynatım)

Sana yaklaştıkça kendimden uzaklaştım. Uzaklaştıkça kendimden, uzlaşamadım mantığımla. Düşlerken düşmemek gerekti oysa. Ben düştüm. Öyle bir çarpıştım ki seninle, kendi içimde. Düştüm ve parçalara bölündüm.

Gel istedim, gör istedim. Topla parçalarımı, birleştir istedim. Yerli yersiz isteklerimiz olacak elbet, insanız. Bize bu tür acıları yaşatan da hep bu insan tarafımız.

Bana acılarını emanet et istedim. Kendi acılarımdan sayayım ve ellerimle içimizde açılan tüm yaraları kapatayım.

Kirpiklerin kirpiklerine değsin istedim. Değsin ki o hep aradığın huzuru bul istedim. Tüm huzursuzluklarını alnından elimin tersi ile silmek istedim.

Yollarımız kesişmesin, beraber aynı yolda cam kenarı için kavga edelim istedim. Sonunda susup pes ettiğimde sen bana cam kenarını ver, ben başına omuzumu vereyim istedim.

Sayısız aksilik yaşadığım günün sonunda sana sarılayım ve boynunda o andan öncesini günün unutayım istedim.

Ben, o en sevdiğim şiirdeki göğe beraber bakalım istedim.

Ve
sen
bunu hiç bilmedin.

”Omzunu öpüyorum. Bu da, bir soruyu yanıtlama biçimlerinden biri olabilir.”

”Omzunu öpüyorum. Bu da, bir soruyu yanıtlama biçimlerinden biri olabilir.”

Hiç gitmediğim şehirlerin hüznü var üzerimde.
Hiç varamadığım yolculukların bezmişliği.
Hiç atmadığım adımları sayıyorum bugünlerde.
Hiç olmadığı kadar yok olan mutlu anların yasını tutuyorum.
Hiç dinlemediğim şarkıların heyecanları
Ve hiç içmediğim rakıların baş ağrıları adeta.
Hiç karşılaşmadığım bi’ mevsim gibi bekliyorum sonbaharı,
Uzattığım saçlarımı dağıtacak diye o çok sevdiğim rüzgarı.

Şimdi tüm sözlerimi bi’ tarafa bırak.
Hangi taraf olduğunun önemi yok.
Hangi tarafta olduğumun da.
Taraf olmana bile gerek yok.
Yalnızca,
dağılacak olan
saçlarımı
tara.

Alın size mezuniyet fotoğrafı!

Alın size mezuniyet fotoğrafı!

New shooting!

New shooting!

Karalamacalı.

Karalamacalı.

”Beni seversen eğer sigarayı bırakabilirim.” demiştim. O sevmedi; ama ben öyle çok sevdim ki sigaralar çiçek açtı. 
Taken by İrem Ü.

”Beni seversen eğer sigarayı bırakabilirim.” demiştim. O sevmedi; ama ben öyle çok sevdim ki sigaralar çiçek açtı.

Taken by İrem Ü.

Artık kolumda.

Artık kolumda.

(665 kez oynatım)

Yanım boşken kafamın dolu oluşuna içerliyorum.

Kararlı bir biçimde doğan günler gecelere dönerken; aslında yıldızlar dilsiz. Anlıyorum. Her saat başı akrep bir kez donuyor. Yelkovan çok kez. Her kış bahara dönüyor, her mavi yeşile. Anlamıyorum.

(51 kez oynatım)

Çamaşırlar kirli, gelirken bi’ kalıp sadakat al.
Maviye çalan gökyüzü altında asıp kurutalım gecmişlerimizi.
Sen rakımı söylersin, ne kadar yüksekteyiz, bilmeliyiz.
Bense kesecek kavun bulamazsam rakının yanına
İki dilim Müzeyyen ikram ederim.
Buzları da kırarız elmacık kemiklerimizi göstererek.
Seni uğurlarken arayacak bir taksı durağım yoksa bile
Çift sesle bağırdığımızda duyacak taksiler vardır belkide.
Yoksa da bir yer açarım elbet göğüs kafesimde.
Ama dedim ya, camaşırlar kirli.
Yumuşatıcı gözüne de birazcık umut lazım.
Gelirken alıver, unutma.

Gölgemi adımlayan huzursuzluklar eşliğindeyim.                                                    Yön: ses izleri.Adımlarımı sayıyorum içimden. Hızlanıyorum.Elektrik direkleri yalnız ve endişeli.Çarparsam düşerim.Sendeliyorum ve bu koku.Sulu karlar yağıyor, geçirgenliğimden içime işliyor.                                                   Hava: öpüşmelik.Bir şey beliriyor; biraz ses, biraz sis gibi.Dikkatim dağılıyor, çarpıyorum.Dağılmıyorum; ama düşüşümü hissediyorum.                                         Saat: zifiri karanlık.

Gölgemi adımlayan huzursuzluklar eşliğindeyim.
                                                    Yön: ses izleri.

Adımlarımı sayıyorum içimden. Hızlanıyorum.
Elektrik direkleri yalnız ve endişeli.

Çarparsam düşerim.
Sendeliyorum ve bu koku.
Sulu karlar yağıyor, geçirgenliğimden içime işliyor.
                                                   Hava: öpüşmelik.

Bir şey beliriyor; biraz ses, biraz sis gibi.
Dikkatim dağılıyor, çarpıyorum.
Dağılmıyorum; ama düşüşümü hissediyorum.
                                         Saat: zifiri karanlık.