(Bu yazının şarkısı yok. İnceden yağmur sesi hayal ediniz.)

Yağmur yağıyor. Balkon demirinin köşesine tünemiş, sözümü tutamış, ben, yine sana yazıyorum.

Bugünlerde baktırdığım fallarda çıkmayacaksın diye korkuyorum. Kış gelecek ve hiçbir şey düzelmeyecek diye korkuyorum. Arkamı döneceğim ve sesin dilinecek diye korkuyorum.

Ne yersiz korkular düşününce değil mi? Hangi kış iyi gelmedi ki bana? Hangi rüzgar dağıtmadı ki bugüne kadar kederimi? Hem yüzün silinir ama sesin silinmez hafızamdan, bilmiyor muyum sanki?

Yağmur yağıyor. Karanfil saksısının içinde bir sigara söndürüyorum. Havada bir esinti var, sanki güzel şeylerin habercisi. Ya da ben buna inanıyorum.

Yağmur yağıyor. Ve ben
                                seni
                                hala
                                çok seviyorum.
                    

(66 kez oynatım)

Sana yaklaştıkça kendimden uzaklaştım. Uzaklaştıkça kendimden, uzlaşamadım mantığımla. Düşlerken düşmemek gerekti oysa. Ben düştüm. Öyle bir çarpıştım ki seninle, kendi içimde. Düştüm ve parçalara bölündüm.

Gel istedim, gör istedim. Topla parçalarımı, birleştir istedim. Yerli yersiz isteklerimiz olacak elbet, insanız. Bize bu tür acıları yaşatan da hep bu insan tarafımız.

Bana acılarını emanet et istedim. Kendi acılarımdan sayayım ve ellerimle içimizde açılan tüm yaraları kapatayım.

Kirpiklerin kirpiklerine değsin istedim. Değsin ki o hep aradığın huzuru bul istedim. Tüm huzursuzluklarını alnından elimin tersi ile silmek istedim.

Yollarımız kesişmesin, beraber aynı yolda cam kenarı için kavga edelim istedim. Sonunda susup pes ettiğimde sen bana cam kenarını ver, ben başına omuzumu vereyim istedim.

Sayısız aksilik yaşadığım günün sonunda sana sarılayım ve boynunda o andan öncesini günün unutayım istedim.

Ben, o en sevdiğim şiirdeki göğe beraber bakalım istedim.

Ve
sen
bunu hiç bilmedin.

Arkadaşlar, acil satılık elektronik davulumuz var.

Bu işlere de bulaştım.

Evcilleştirmenin ne demek olduğunu biliyorsanız, koyunun çiçeği yemediğini de biliyorsunuz.

Evcilleştirmenin ne demek olduğunu biliyorsanız, koyunun çiçeği yemediğini de biliyorsunuz.

”Omzunu öpüyorum. Bu da, bir soruyu yanıtlama biçimlerinden biri olabilir.”

”Omzunu öpüyorum. Bu da, bir soruyu yanıtlama biçimlerinden biri olabilir.”

Hiç gitmediğim şehirlerin hüznü var üzerimde.
Hiç varamadığım yolculukların bezmişliği.
Hiç atmadığım adımları sayıyorum bugünlerde.
Hiç olmadığı kadar yok olan mutlu anların yasını tutuyorum.
Hiç dinlemediğim şarkıların heyecanları
Ve hiç içmediğim rakıların baş ağrıları adeta.
Hiç karşılaşmadığım bi’ mevsim gibi bekliyorum sonbaharı,
Uzattığım saçlarımı dağıtacak diye o çok sevdiğim rüzgarı.

Şimdi tüm sözlerimi bi’ tarafa bırak.
Hangi taraf olduğunun önemi yok.
Hangi tarafta olduğumun da.
Taraf olmana bile gerek yok.
Yalnızca,
dağılacak olan
saçlarımı
tara.

Alın size mezuniyet fotoğrafı!

Alın size mezuniyet fotoğrafı!

New shooting!

New shooting!

Karalamacalı.

Karalamacalı.

”Beni seversen eğer sigarayı bırakabilirim.” demiştim. O sevmedi; ama ben öyle çok sevdim ki sigaralar çiçek açtı. 
Taken by İrem Ü.

”Beni seversen eğer sigarayı bırakabilirim.” demiştim. O sevmedi; ama ben öyle çok sevdim ki sigaralar çiçek açtı.

Taken by İrem Ü.

Artık kolumda.

Artık kolumda.

(517 kez oynatım)

Yanım boşken kafamın dolu oluşuna içerliyorum.

Kararlı bir biçimde doğan günler gecelere dönerken; aslında yıldızlar dilsiz. Anlıyorum. Her saat başı akrep bir kez donuyor. Yelkovan çok kez. Her kış bahara dönüyor, her mavi yeşile. Anlamıyorum.

Portfolyo

Artık fotoğraflarımın büyük kısmını buradan paylaşıma geçiyorum arkadaşlar. Burada yazılar, çizimler derken karıştı epey. Portfolyom şöyle ayrı bi’ köşede dursun dedim.

(51 kez oynatım)

Çamaşırlar kirli, gelirken bi’ kalıp sadakat al.
Maviye çalan gökyüzü altında asıp kurutalım gecmişlerimizi.
Sen rakımı söylersin, ne kadar yüksekteyiz, bilmeliyiz.
Bense kesecek kavun bulamazsam rakının yanına
İki dilim Müzeyyen ikram ederim.
Buzları da kırarız elmacık kemiklerimizi göstererek.
Seni uğurlarken arayacak bir taksı durağım yoksa bile
Çift sesle bağırdığımızda duyacak taksiler vardır belkide.
Yoksa da bir yer açarım elbet göğüs kafesimde.
Ama dedim ya, camaşırlar kirli.
Yumuşatıcı gözüne de birazcık umut lazım.
Gelirken alıver, unutma.